Yollarda yârin gözlerinin hayaliyle yürümek

“Gözlerindir aşkın zekatını veren yoksul yanaklarına”

- Gözler kalbin aynasıdır değil mi dostum? Hani hiç yalan söyleyemezler!

- Evet öyledir de; peki kalp neyin aynasıdır? Daha doğrusu gözler kalbe bakar, ondan geleni izhar eder, bazen parıldar bazen ağlar ve bazen buğulanır... Ya.. Ya kalbin baktığı nedir?

- Eğer kalp mâsivayla doluysa; o kalp gözlere nefret tohumları serpmez mi.

Eğer ki; kalp aşk ile müsemma ise, her dem aşk diye atıyorsa, titriyorsa Allah deyince tüm beden, o kalp gözlere cennetleri sunar, o kalbe hiçbir zamana, hiçbir mekana sığmayan dahi sığar..

- Eyvallah dostum. Sözlerine yüreğin aksetmiş. Sanki duyduğum en güzel melodileri duyuyorum. O halde kalp neden sızlar ve neden ferahlar?

- Kalbi sızlatan acıdır, özlemdir, hasrettir. Kalbi sızlatan kavuşamamaktır. Kalbi sızlatan anlaşılamamaktır biraz da.. Kırılmaktır, yoksul yanakları görememektir ve kalbi sızlatan vicdanını dinlememektir...

Kalbi ferahlatan ise Acziyetle gelen tevazudur, hiç koşulsuz inanmaktır. Kalbi ferahlatan,bir yudum da olsa sevgilinin elinden su içmektir..

* * *

Dışarıda hâlâ kar yağıyor.. Üç gün oldu başlayalı, tipiyle belli etti geleceğini ve aniden geldi. Şimdi hava öyle soğuk ki, kuşlar uçamaz dışarıda. Ben en çok üveyk’lerin uçamamasını düşünürüm. Onlara üzülürüm. Onlar güvercinler gibi hep bir arada yaşamazlar. Bu hâlimi anlayan birileri var elbet. "Kuş olmak isteseydin hangisi olmak isterdin?" sorusuna üveyk yanıtını önceden bilircesine: “Onlar yalnızlığı sever, onlar hüzünlüdür” demişti. Evet onlar gibi göç edip gitmek isterim, yani uçmak.. Mahcup olup, sevgilinin ardından gözlerinin içine bakarak şu mısraları fısıldayabilmek bir de: Ya bu kez ölenleri görmeliysek/ Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle.*
Gitmek ahh gitmek.. Bir bulut kadar nazlı ve bir o kadar umutla...

Gözleri aşkın zekatını veremez artık, ihtiyarların. Yanakları yorgunluktan örülmüş kıvrımlarla çevrilmiştir. Oysa Ölüm bile devrediliyor, gidenlerin miras bıraktığı birkaç şeyin ardından. Lakin Aşk devredilemez ki..

Beyazın tüm tonlarıyla yeryüzüne, kalbimi sızlatırcasına usul usul inmeye devam ediyor kar. Elleri de yanakları kadar yoksul ve narin olan bir çocuk hayalime düşüyor. Ancak üşümüyor gözleri; çünkü gözyaşları Kevser ırmaklarıyla ıslanıyor.

Şimdi düşlerim Filistin, şimdi düşlerim Mescidi Aksa ve Çeçenya...

Yarın belki Irak! Irakta yaşamaya çalışan, hayata tutunmaya ellerinin gücü yetmez bir çocuğun.. Bırakır kendini, kurşunların soğukluğuna kışları ürküterek.. Gözleri çocuğun; melek olur ve gider bir üveyk misali...

Kurumaya yüz tutmuş bir nehrin kıyısında, gözyaşlarım, billurlaşır ve bir bahri umman olur Yâr diye dalgalanarak...

(*) : Cahit Zarifoğlu

Yorumlar

UÇURTMA;) dedi ki…
C. Zarifoğlu' nun yazılarını severim burada görmek güzeldi.

Popüler Yayınlar