Meselin Meselesi


Anlatılanların zamanı mı önemlidir yoksa anlatının içerisindeki bize en yakın gelen, yolumuzu genişleten anlam mı?
 
Bu soruyu birçok kez sorarım kendime sair zamanlarda. Meselesi olmayan kişinin meselleri kavraması pek mümkün olmuyor nitekim. Aktarılanların dimağlarda yapacağı tesir; henüz tanışmadığı bir gerçekliğe olan özlemin peşine düşmekle başlar. Mecrası neresi olursa olsun, söylenen veya aktarılana dikkat kesilmişsek bir meselemiz var demektir. 

Meselesi olmayan insan olur mu hiç! 
Mesele yok ise düşünmek eksik kalır. Mesele yok ise gerçeklik, halının altına süpürülmüş tozlar gibi görününceye kadar veya rahatsız oluncaya kadar orada kalacaktır. Göz ardı edilen şey artık mesele olmaktan çıksa da içten içe büyüyen ve eninde sonunda bir kıymık gibi rahatsız eden, hakikatin hiç bitmeyen uyarıcı varlığını örtemez insan...
 
Mesellerin değişmeyen bir kuralı var: bir sonrakine yadigâr kalacak olması... Örnek olsun veya olmasın bir mesel; meselesini unutmuş olanlara yeni bir fırsatın kapısını aralar. Bir diğer yönüyle miras da denilebilir buna, doğrudan ve planlı bırakılmış olmasa da. Her insanın farklı farklı mizaçları olduğu gibi farklı farklı meseleleri vardır. Farklı olmayan şey ise; bütün bu farklılıkları bir potada eriten, anlaşılır kılan insanı diğer varlıklardan ayıran tercih etme ve değiştirebilme yeteneği... Hâl böyleyken meselelere sımsıkı sarılan ve onlardan anlamlı bir hayat kuranlar; meseller bırakırlar “gelecek” diye tanımladığımız zaman dilimine...

Kıssadan Pay Almak

Meselleri anlatanların ve onu dinleyenlerin ortak noktası o kıssadan bir şekilde hisse almalarıdır yani ‘pay almak’. Herkes aynı payı alamayabilir veya aynı hissi taşımıyor olabilir fakat herkesin bir pay aldığını söyleyebiliriz bu hayattan yaşanmışlıklardan. Öze dair parçalardan müteşekkil uzun mu uzun bir silsiledir meseller. ‘Misalen’ deriz örnek vermek istediğimiz kimi zamanlar. Veya masallara başvururuz, bir meseleyi bir tecrübeyi aktarırken çocuklara ve çocukluğunu kaybetmeyenlere. Masallardan kasıt mesellerdir en nihayetinde ve misaller de hakeza derdimizi anlatabilmek için yardımcılarımızdır. 

İlk insandan bugüne ve bugünden son güne kadar nasibini arayanlar olacak hiç şüphesiz. Bulduklarını soranlar, sorduklarını bulanlar da olacak. Hisse almanın; biri tarafından diğerine takdim edilen bir şey olmadığını unutmamak ise işin en önemli noktasıdır diye düşünüyorum. Mümin, müminin aynasıdır.” buyuruluyor Hadis-i Şerifte. Kendini görmek isteyen kardeşine bakabilir ve gördüklerini tartıp kendine düşen hisseyi alabilir. Kıssaların bize söylediğini de bu çerçevede görmek gerek. Eksikliğini hissettiğimiz şeylerin sık sık karşımıza çıkması veya arayışlarımıza yol gösterici olmasında bir hikmet daima vardır... 

Meselin meselesini, yalnızca anlatılanlardan bilmeyiz elbette. Bize seslenen, sesini bize duyurmaya çalışan, yaşanan ve yaşanması an meselesi olan bir iç sesimiz var. Yunus Emre’nin “Bir ben vardır bende, benden içeru.” dediği hakikatin içerisinde mütevazı ve cevher hükmünde bir yeri vardır kendi iç sesimizin. İnsaflı olmanın, görünürde olan kısmı ile görünmeyen tarafında da meseller vardır insanlar için. İnsaf, adaletli olma, merhametli olma ve yarısı anlamına geliyor Arapçada. Mesellerin nesilden nesile aktarılması ve tevarüs etmesinde insaflı olabilmenin önemli bir payı olduğunu söylemek mümkün.

Ne mutlu hayatlara gönül penceresinden bakarak el uzatan ve meselesi olanlara...

Yasin Onat

Mahalle Mektebi Dergisi
65. Sayı Mayıs 2022 








Yorumlar

Popüler Yayınlar