Sosyal

Paylaş

7 Ocak 2011 Cuma

İstanbul'da kış mevsimi

97 den beri takip ederim kış mevsiminin İstanbul'a gelişini. Martılar ne zaman sahil kıyılarda toplanır, iskeleye yanaşan vapurların üzerinde daireler çizerek uçmaya başlarlarsa o zaman kar yağar istanbul'a. Bu sene martıların sahil kenarlarında toplandığını görmedim henüz ama diğer kuşlarla birlikte "Mavi Marmara" nın istanbula gelişinde ve Mavi Marmara'nın sarayburnundan tamiri için tuzla tersanesine gitmeden önce gemiye eşlik ettiklerine şahit oldum/şahit olana şahit oldum. Mavi Marmara geldiğinde yanındaydılar ve kış tam olarak gelmemişti bu şehre.

Ocağın ilk haftası ve hala kar yağmadı İstanbul'a. Özlemle beklediğim söylenebilir karın yağmasını ama bu sefer bir farkla. Kar yağarken çocukluğumda sokak lambalarına odaklardım kendimi dakikilarca hatta saatlerce. Meleklerin ne kadar da titiz olduklarını anlamaya çalışırdım. Birbirine değmeden yeryüzüne inen kar tanelerini öyle güzel taşıyorlardı ki; sokak lambasındaki ışık bile titriyordu sanki. O karteneleri yeryüzüne yağmaya başladığında senin de yanımda olmanı ve bu güzelliğe en yakından şahit olmanı isteyeceğim. Bir anlık da olsa ikimiz de çocukluğumuzda aynı enstantaneyi görebilmeyi hayal ediyorum. Kimse bilmez belki, kar yağarken üşümez insan, kar yadıktan ve melekler her bir kar tanesini yeryüzüne bıraktıktan sonra üşür.

İstanbul'un kışında özlenilen ve özlenen varsa; özlemsiz baharlardan, yazlardan evladır bir ömür boyu. Özlemsiz yaşanmış yıllar "sevmek" olmadan nasıl anlaşılabilir.
Üşüyen ellerimiz olsun sadece ısınan kalplerimizin nazarında nedir ki...

Sarayburnu
Mavi Marmara'nın heybetli duruşu

2 yorum:

sunduz dedi ki...

Martılar Mavi Marmara'ya gelirken ve giderken eşlik ettiler, şimdi ise sıra karın geldiğini haber vermede...

Kaf Nun dedi ki...

Mavi marmara şeref ve şanı birlikte götürenlerin gemisi...