Sosyal

Paylaş

30 Temmuz 2013 Salı

Onurlu İnsanlar Ülkesinde Ramazan

İHH'nın Ramazan çalışmaları kapsamında, Ramazan Bereketini uzak yakın, soğuk sıcak demeden kardeşlerimizle paylaşmak için Batı Afrika'da yer alan ve Onurlu İnsanlar Ülkesi anlamına gelen Burkina Faso'dayız. Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Burkina Faso'ya 7 saat süren aktarmalı bir yolcuğun ardından ulaşıyoruz.

Burkina Faso 17 milyon nüfusa sahip olan bir ülke ve başkentinde 5 milyon kişi yaşamakta. Nüfusu %70 i Müslüman ve resmi dilleri Fransızca. Başkent Ouagadougou ülkeye dair bazı izlenimler sunuyor bizlere. Yollarda otomobillerden çok daha fazla motosikletli sürücüler seyir halinde. Günlük yaşam havanın sıcak olması sebebiyle akşama doğru hareketleniyor. Gündüz ve Gece eşit yaşanıyor burada.Türkiye ile arasında 3 saatlik zaman farkı bulunuyor. Halk genel itibarıyla çiftçilik ve hayvancılıkla geçiniyor ve büyük bir kısım da işsiz durumda.


Partner kuruluş OSEH ile ilk gün, kırsal kesimde yer alan 3 farklı köyde gıda yardımları gerçekleştiriyoruz. Gittiğimiz köylerdeki insanların samimiyeti ve kibarlığı dikkatimizi çekiyor. İlk durağımız olan Biage şehrine bağlı Liliburi köyünde 500 kişilik gıda yardımında bulunduktan sonra Cuma namazını şehrin merkezinde yer alan camide eda ediyoruz. Bir saatlik bir yolculuğun sonrasında ikinci durağımız Lattude köyüne varıyoruz. Burada da yaklaşık 400 kişilik gıda yardımında bulunduktan sonra dağıtım yerinde köyün yaşlılarından oluşan bir grup bizleri karşılıyorlar ve kısa bir tanışmadan sonra dağıtımlarımızı gerçekleştiriyoruz. Köyden ayrılmak üzereyken köyün gençlerinden biri koşarak arabamızın yanına geliyor ve bizlere köylerinde zaten çok az olan 2 adet canlı tavuğu ikram etmek istiyor. Biz de onların bu kibarlığına ve ikramlarına hayır dememek adına hediyeyi kabul ediyor fakat bu tavukları köyün yetimleri için kesilmesini rica ediyoruz.  Günün son dağıtımlarını 2 saatlik bir yolculuktan sonra ulaştığımız Titüa köyündeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıktan sonra yine ekibimiz ile birlikte yollara arkadaş oluyoruz.  

Sınırların mazlum insanları: Mülteciler

İkinci gün Mali sınırında yer alan Djibo şehrine geçip başkentten yola çıkan yağ, şeker, un ve kuru gıdadan oluşan 3 kamyon yardımı burada zor şartlar altında yaşayan, savaş ve iç karışıklıklar sebebiyle göç etmek zorunda kalan 5 bin Malili mülteciye ulaştırmanın iç huzuru yaşıyoruz. Dağıtımlarımızı yapmadan önce Djibu Sosyal İşler Bakanı Genel Sekreteri, Djibu Valisi'nin temsilcisi, Djibu Belediye Başkanı, polis ve askeri yetkililer ve partner kuruluş OSHE’nin Genel Başkanı Ahmet Sankara Afrika'nın genelinde yayın yapan Africable TV’ye açıklamalarda bulundular. Ardından yardım dağıtımında bulunarak malili mültecilerin yarasına merhem olmaya çalıştık. Dağıtım yaptığımız bu kampta yardıma muhtaç 20 bin mülteci yaşıyor ve ne yazık ki bu rakam gün geçtikçe artıyor.



Afrika'nın Akşamları

Bizlere emanet edilen yardımları yerine ulaştırdıktan sonra istirahat edeceğimiz yere doğru yola çıktığımızda vakit akşam olmaya yüz tutuyordu. Hatta son günler akşam çöktükten sonra ulaşabiliyorduk kalacağımız yere. Bu yolculuklar esnasında sokaklardaki ışıklar gökyüzündeki yıldızlar gibi belirginleşiyordu çünkü karanlığın içinde çok fazla ışık noktası olmuyor ve haliyle insan yüksek binaların olmadığı, gürültünün olmadığı sadece insan ve ağaçların çoğunlukta olduğu bir ortamda akşamları bir başka hissediyor kendini. Evlerden gelen çocuk sesleri ağaçların arasından gelen kuş seslerine karışırken buradaki insanların yüzündeki tebessümü anlamak daha da kolaylaşıyordu bizim için.



Ramazan'da Çocuk Olmak

Afrika'da milyonlarca çocuk açlık ve imkansızlıklardan çocukluklarını yaşayamadıkları gibi çeşitli hastalıklara karşı savunmasızlar. Ramazan ayı Afrika'daki çocukların geneli için aslında diğer günlerden çok da farklı değil. Fakat sayıları çok az olan medreselerden biri var ki burada Kur'an-ı Kerim öğrenen çocuklar heyecanlarını ve bizim onları ziyaret etmemiz sebebiyle mutluluklarını gözlerinden saklayamıyorlardı. Darul Kuran Medresesinde 250 çocuk 2 yıl süre ile yatılı bir şekilde eğitim görüyor. Onların öğrenme isteklerine İHH olarak yapabileceklerimizi projelendirmek üzere notlarımızı alıyoruz.

Burkina Faso'da kaldığımız sürece partner kuruluşun merkezine her gelişimizde çocukların arabamızı park ettikten sonra yanımıza gelerek ellerimizi sıkmasını ve bizlere "Nasara" eski dilde Hz. İsa'nın yanında olanlar anlamı olan ama artık burada yerleşmiş anlamıyla "beyaz insan" diye sesleniyorlardı yankılanan sesleriyle. Arapça'da Nasara "yardım etti" anlamına geliyor belki çocuklar her iki anlamıyla bizleri selamlıyorlardı...

Paylaştıkça Çoğalıyor İyilikler

3. gün İHH İnsani Yardım Vakfının burada hayata geçirmiş olduğu okul, su kuyusu, yetimhane, mescit gibi projeleri ziyaret ediyoruz. Bu projelerin Burkina Faso için önemini anlamak çok zor olmuyor çünkü ülkenin büyük bir bölümü gördüğümüzde yapısal olarak farkı görebiliyorsunuz. Türkiye'deki yardımsever insanların bu eserleri sayesinde Burkinalı insanların yüzleri gülüyor ve yapılan projelerle sadece bir bina yapış olmuyoruz, yardımlaşmanın bereketiyle iyilikler diğer iyiliklere kapı açıyor...



4. gün ziyaretlerimize devam ediyoruz. Ziyaretler tamamlandığında başkente tekrar dönüyoruz. İstanbul'a dönüş bugün ve ekibimiz hayırlı ve güzel işler yapmanın vermiş olduğu huzurla hazırlıklarına başlıyor. Akşam vakti yaklaştığında Başkente 10 km uzaklıktaki bir yerde engelli kardeşlerimize gıda dağıtımları yapmak ve iftar vermek üzere yola koyuluyoruz. 100'den fazla kişinin gittiğimiz yerde bizi meraklı gözlerle beklediğini görüyoruz. Gıda kolilerinin istif ve dağıtımının arından iftarlıklarını tek tek kendilerine verdikten sonra tekrar OSEH ofisine doğru yola koyuluyoruz.

Havalimanı'na doğru hareket ederken Partner Kuruluşun başkanı ve dört gün boyunca bizimle olan Ahmet Sankara duygulu bir ses tonuyla bize sesleniyor az biraz öğrendiği Türkçesiyle: "Geldiniz arkadaş olduk, birbirimize alıştık, hasbihal ettik ve dertleştik. Şimdi gidiyorsunuz bu biraz canımızı sıkıyor" 
Türkiyeli kardeşlerine selamlarını iletiyor Ahmet Sankara, yine görüşmek temennisiyle selamlaşıyoruz gözlerimiz ufukta gelip geçtiğimiz tozlu yollar ardımızda kalıyor...

Yasin ONAT


3 yorum:

ömer dedi ki...

Kalemine sağlık Yasinciğim. Yeni gezi yazılarında daha çok görsel (ve daha büyük ebatlı) ve daha çok insan hikayesi talep ediyoruz. Bir çocukla, bir teyzeyle, bir yaşlı ile, bir genç ile konuşmalarınız, konuşma şöyle dursun göz göze gelişlerinizden bile müthiş hikayeler çıktığına eminim.

rasim çalar dedi ki...

Yasin kardeşim Allah siz ve sizin gibi makam mevkiyi ön plana çıkarmadan yalnızca ümmet bilinciyle hareket eden ve oradaki Müslümanların dertleriyle buradaki Müslümanları haberdar eden gönül erlerine binlece selam ...iyiki varsın ihh iyiki varsınız güzel insanlarrrr

rasim çalar dedi ki...

Yasin kardeşim Allah siz ve sizin gibi makam mevkiyi ön plana çıkarmadan yalnızca ümmet bilinciyle hareket eden ve oradaki Müslümanların dertleriyle buradaki Müslümanları haberdar eden gönül erlerine binlece selam ...iyiki varsın ihh iyiki varsınız güzel insanlarrrr