Sosyal

Paylaş

17 Temmuz 2013 Çarşamba

Habeş ülkesinde yetim olmak

İHH İnsani Yardım Vakfı olarak Yetim Dayanışma Günleri kapsamında en eski medeniyetlerden biri olan Etiyopya’daydık. Diğer adıyla Habeşistan, Müslümanların Mekke müşriklerinin zulmünden Hicret ettikleri ülkedir. Bakımını üstlendiğimiz yetimleri sevindirmek ve çeşitli projeleri hayata geçirmek adına yolumuz Afrika’nın bereketli toprakları olan Etiyopya’dan geçti.


Yetim olmak; her coğrafyada ve tüm zaman dilimlerinde hayatın eksik kalmış ve belki de buruk tarafını temsil ediyor çoğu kez.  Etiyopya’daki yetimler büyük bir coğrafyanın içerisinde yapmak istedikleri birçok şeyden uzaklar. Afrika’daki genel durum da ortaya konulan verilere göre bundan farksız değil açıkçası.   İHH, yetimlerin eğitim ve bakımlarına destek olmakla birlikte onların ailelerine ve toplumlarına faydalı kimseler olmaları açısından çalışmalarına her geçen gün hız katıyor. Aileler de çocukların eğitimlerini önemsiyor ve bu doğrultuda Türkiyeli yardımseverlerden destek bekliyorlar.  

Uçağımız gece 01.00 de Etiyopya’nın başkenti yeni çiçek anlamına gelen Addis Ababa’ya indikten sonra Partner kuruluş CDA ekimizi karşılayarak misafir ettiler. Sabah olduğunda tekrar bir araya gelerek CDA’nın merkezinde bizlere ülkede gerçekleştirdikleri faaliyetler hakkında bir sunum gerçekleştirdiler. Ağırlıklı olarak Yetim çalışmaları yapan kuruluş, su kuyuları, katarakt, barınma ve mescit imarı çalışmaları da gerçekleştirmekte. Sunumun ardından yapacağımız programlar hakkında kısa bir bilgiden sonra yolculuğumuzun ilk durağı olan Havas şehri ve oradan da Bale şehrine uzun bir yolculuk gerçekleştirdik. 6 kişiden oluşan ekibimiz ile birlikte ilk programımızı gerçekleştireceğimiz yer olan stadyuma ulaştık.  Burada yetimlerle spor müsabakaları, yöresel oyunlar ve kültürel etkinliklerle dopdolu bir gün geçirdik.  Onlarla koştuk, onlarla heyecanlandık, onlarla güldük ve onlarla sevindik. Her yarışma sonrası sevinçlerini bizlerle paylaştılar;  sanki yarışan bizdik onlar ise moralimiz… O kadar ki gülümsemelerini tarif edebilecek bir anlatım bulamadık. 






Gülümsemelerinde hep bir umut taşıyorlardı

Müsabakaların sonrasında ödüllerin verilmesi için yetimlerle birlikte kapalı bir salona doğru hareket ettik. Burada bizlere Etiyopyalı kadınların hazırlamış olduğu yöresel yemekler, kahveler ve süt ikramında bulundular. Ödül programında bir yetimin yapmış olduğu resim ekibimiz arasında yer alan gönüllülerimiz tarafından satın alınarak o yetimin eğitimine katkı sağlandı. O yetimle yakından tanışmak istediğimizde kendisinin yakında evleneceğini öğrendik ve bu vesile ile mehrini ödemek istediğimizi söyledik, kendisi de bu istediğimizi kabul edip bize ve tüm Türkiyeli yardım severlere teşekkürlerini iletti.  Bakımını üstlendiğimiz 1400 yetime İstanbul’dan getirdiğimiz hediyelerini verirken hepsinin gözlerinde bir ışık gibi parıldayan umudu fark edebiliyorduk. Oradan başka bir bölgeye gitmek üzere yeniden yola koyulduk.
Akşamları yolculuğumuz esnasında fark ettiğimiz bir şey vardı ki önceleri buna anlama verememiş ama sonra anlamıştık. İnsanlar gece veya gündüz hep yollarda ve yürür haldeydiler. Etiyopya’yı yürüyen insanlar ülkesi olarak  tanımlarsak yanlış olmaz. Başkent dahil bir çok bölgede insanlar hareket halindeler. Kırsal alanda yaşayan insanların nüfusu şehirlerde yaşayan insanlardan daha fazla olduğu için her yerde bu manzarayla karşılaşmak mümkün.  Afrika’nın coğrafi, ekonomik, sosyal ve bir çok açıdan değişkenlik gösteren yapısı itibarıyla insanların yaşam standartları da bir o kadar değişkenlik gösterebilmekte.

Su ile birleşen köyler

Yolculuğumuzun dördüncü gününde Kebira Sheqeta bölgesinde yer alan su kanalı projesinin açılışını yapmak için yola koyuluyoruz. Bu bölgede yer alan köylerde su imkanı çok kısıtlı ve insanlar kilometrelerce yürüyerek suya ulaşabiliyorlar. Bundan 15 yıl önce Etiyopya’da kuraklık yaşanmış ve binlerce insan bu kuraklık sebebiyle hayatını kaybetmiş. Rehber arkadaşımız geçmişte 10 yıl süreyle hiç yağmur yağmadığını ve yeni doğan bebeklerin bu kuraklıktan ötürü hayatlarını kaybettiğini söyledi bizlere.  Ayrıca bu köylerin elektrik imkanları da bulunmuyor. Geçtiğimiz yollarda ağaç dallarından ve yüzeyi çamur ile kaplanmış evleri sıklıkla görebiliyorsunuz. Şehirden uzak kesimlerde hep bu evler karşılıyor bizi. Evleri ve bu evlerden oluşan köyleri sıra sıra kaktüs ağaçları çevreliyor. Öyle ki kırsal kesimde yolları kaktüs bitkisi belirliyor.  Su kanalına ulaştığımızda civar köylerde yaşayan çocuklar hep birlikte okumaya başladıkları ilahilerle karşıladılar bizi.  Açılışını yaptığımız su kanalının kapasitesi 50 ton ve 60 bin insanın su ihtiyacını karşılayacak.  Bağışçılarımızın açılışına vesile olduğu su kanalları ile köyler arasındaki dargınlıklar ortadan kalkmış ve iletişimlerinde bir köprü vazifesi görmüş.  Suyun Afrika’daki önemi düşündüğümüzden çok daha fazla…

Özgüveni olan bir toplum

Etiyopya tarihte sömürülmemiş tek Afrika devleti olması nedeniyle özgüveni yüksek bir halka sahip. Gittiğimiz birçok bölgede tanıştığımız insanlar çekinmeksizin memnuniyetlerini ifade ederek, çalışmalarımızın kendileri ve ülkeleri için ne kadar önemli olduğunu, kardeşlik köprüsünü daima ayakta tutmak için çalışacaklarını iletiler.

Yetim gülerse parlak bir ışık yayılır yeryüzüne

Yetimleri sevindirmek kadar çok az güzel duygu olsa gerek. Dünya’da 165 milyon yetimin olduğu gerçeğini unutmadan onlara dünyamızda yer açmak, heyecanlarını, isteklerini ve yarınları için gerekli altyapıyı oluşturmak çok önemli. Tüm yorgunluğunuzu unutturan yetimlere ne kadar ihtimam göstersek de yine de yapabileceğimiz şeyler olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Y.O

Hiç yorum yok: