Sosyal

Paylaş

3 Eylül 2010 Cuma

Eylül'ün üçü ikindiye atılan bir kanca var ağaç yapraklarında


Bir bir geçti günler. "Geçiyor" desem günlere acaba geniş zamana ulaşır mı anlamı kelimelerin? Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman.. "Dem" olsun, demi tutsun huzura varmadan.

Öyle kapamışım ki kapıları, ben bile açamıyorum; olaylara, olgulara, somut ve soyut olana.
İkindi zamanı yapraklar sarı renkli aynalar gibi rüzgara karşı esiyorlar. Eylülün üçü ve Cuma.
Aylardan Ramazan. Beş gün kalmış bırakıp gitmesine bizleri. Bizi bırakan bir bu değil elbet. Her birimiz için farklı farklı gidiş ve geliş hikayeleri vardır. Düşününce olmayanlar, yani gerçekleşmeyen idealler, mutluluklar ve hayaller, düşünmeden gerçekleştiğinde nedeni hiç sormayız genelde kendimize.
Sonucu mutluluk verici olunca kimin umrundadır ki icra edilen hayat, imtihan, yapılması gerekenler, yapılmaması gerekenler...

İnsanoğlu nasıl bir nisyanın içinde olduğunu farkettiğinde hatırladıklarını çoğaltmak istiyor ruh ve beden arasında. İşte böyle bir günde bedenimdeki ve iç dünyamdakileri saklarken izhar etmek ve izhar ederken de aslında saklamak istedim...

Eylül, saklanmak için en güzel akşamları barındırır içinde eğer uçurtmaları kopmamışsa çocukluğunuzun...

1 yorum:

derin dedi ki...

"Eylül, saklanmak için en güzel akşamları barındırır içinde eğer uçurtmaları kopmamışsa çocukluğunuzun..."
Ne söylenir bu cümlenin üzerine bilmiyorum...
Hayırlı bayramlar şimdiden...