Sosyal

Paylaş

8 Mart 2008 Cumartesi

Güneş kimin için doğar

-Güneşin nereden doğduğuna dair
Ateş, aşkına yanıyor yanıyorsa, sönüyorsa aşkı için sönüyor. Güneş doğudan doğmaz, güneş Aşktan doğar, dağılır, ısıtır.!
Bir söz vardır düşünenler için: “Biz kalkmıyorsak güneş ne yapsın”. Her sabah pencerelerimizden izinsiz girer de, kimseler ona “hoşgeldin” demez! Neden? çünkü o davetsiz misafirdir. Şöyle bir dağılır odalara sonra çekilir yavaş yavaş.. Güneş alınmaz, karşılanmadığına çünkü o kaynağını Aşktan alır ve aldığını kainat üzerine sınırsızca sunar.

Bir yaz sabahı pencereden doğuya baktığımda, henüz seher vakti bitmemiştir. Sonra sonra yükselir ufuktan.. Güneşi öğle vakti tepe noktasına getiren de Aşktır. İçinde milyonlarca yıl sabırla büyüttüğü Aşk, onu teskin eder. İlahî bir sırdır onu yakıp kavuran. Peki kimin için? Elbette sorunun yanıtı İnsandır! Doğuşundan batışına kadar hiçbir zaman zarfınca ayrımcılık yapmaz. O halde güneşle beraber biz de her sabah, kainata doğmalıyız, doğmalıyız ki aydınlattığımız ufuklardan dua bekleyebilelim.!

Yeryüzünün derinliklerindeki mağma tabakası da ateşin kaynağının Aşk olduğunu ispatlar. Dünyanın dörtte üçü su, dörtte biri de kara’dan ibarettir. Bu minval üzere su bir nebze ateşin hararetini dindirmektedir. Ama ateş hâlâ sönmüş değil(?)... Aşk sonsuzluğunu kanıtlayana kadar Ateşte hep olacaktır.. Bu bir kural falan değil, sonsuz nurun yaratılmışlar üzerindeki ilahî tecellisi. Bu arada suya kaside yazılmıştır da Ateşe (Güneşe) yazılmamıştır. Şu denilebilir belki de: Şeytan da ateşten yaratıldı. O da mı aşktan yanıyor? Cevabı şu: Hayır! iblis Rahmanın emrine yüz çevirdi ve nankörlük etti. Onun ateşi kibirdendir ve ancak ateşi kendini yakar. Mümin kuluna ALLAH ateşi yasaklamıştır. Müminin ateşi ancak kalbindedir.

-Güneşin niçin doğduğuna dair

Her soru kendi cevabını beklerken; biz asıl “konu başlığımızın” can alıcı noktasına gelelim. Güneş bizim için galaksiyi dönüp dolaşıp doğuyorsa üzerimize, biz de onu seher vaktinde karşılamalı, onu bize (yaratan) halk eden, ışığımızı, ve ısınmamızı sağlayan ALLAH’a hamd etmeliyiz. Ki, felaha erelim. “Güneşi bekleyen sabah gibi, geceyi bekleyen yıldızlar gibi sabırlı olmalıyız” imtihanımızda. Güneş sadece bir örnek İlahî Aşk’ın nihayetini bekleyiş devrelerinde. Kalanları gözlerken her giden, nereye gittiğini sorguluyor. Kalanlar da giden(ler)in kalmamasını düşünüyor. Bizler de güneşe bakarak nereye gittiğimizi anlayabilriz. Gidiyor muyuz gitmiyor muyuz orasını varın siz düşünün...

Tepemizde güneş, altımızda güneş, yüreğimizde binbir ateş! Unuttuğumuz suyun nerede olduğu. Sığındığımız: Yardımını esirgemeyen RAHMETİ RAHMAN...

Hiç yorum yok: