Sosyal

Paylaş

25 Kasım 2007 Pazar

Kaybedilmiş Bir Künye

En son bitmesiyle başlar boğaza düğümlenen her cümle
İlmektir kimine göre bağlanan, kimine göre ise yine kendisi
Rüyalar görür bu yüzden gündüz ile gece arasında
Ve sırası gelince öne çıkar tam tekmil
boynunda bronz bir künyeyle..

Örüyor geceyi ağaçların yapraklarını saran kar taneleri
Postallar beyazlar içinde..

Fotoğraflar sararmış ve anılar

anılar bir yara gibi dökülmekte hislerden
Zaman, örselenerek doğuyor güneşin ardından
Şafak her yüzde başka başka izler bırakırken
günbatımında hep aynı ifade: Demlenmiş bir hüzün!

Şeffaf bir aynaya basıyor isimlerin ağırlığı
Kırılmaktansa esniyor yere doğru.

Suya yazılmadı isimlerimiz; uçup gidecek değil
Sayfaları sararmış eski bir kitabın satır aralarında koybolacak da değil..
Ne var ne yoksa isimler üzerinde
tartamaz onu ne başka bir isim ne de ağırlık ölçüm birimleri.

Gökyüzünde renkler akıyor kendini damıtır gibi
Leylak desem değil, karanfil desem değil, gül desem hiç değil
Payına düşeni alıyor dünya ve herkes fazlasıyla


El değmeden nasıl durulanır ki yaşamak
Efsunlu şarkıları hesaba katmazsak..

Yasin Onat

1 yorum:

elifce dedi ki...

"El değmeden nasıl durulanır ki yaşamak
Efsunlu şarkıları hesaba katmazsak.."